Erdoğan, Bahçeli, Perinçek: Türkiye’yi aslında kim yönetiyor?

 Tarih: 13-08-2019 00:22:26   Güncelleme: 13-08-2019 00:53:26
Erdoğan, Bahçeli, Perinçek: Türkiye’yi aslında kim yönetiyor?
Tayyip Erdoğan’ın daha Refah Partisi Beyoğlu İlçe Başkanı iken, ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz ile görüşmesi ve CIA’nın önemli şeflerinden Graham Fuller ile temasa geçmesi ile başlamıştı "ABD artık ANAP ve DYP gibi partilerle Türkiye'yi kontrol edemez, Fazilet Partisi'nin başına yenilikçi kanadın geçmesi, Tayyip Erdoğan'ın Başbakan, Abdullah Gül'ün de Dışişleri Bakanı olması halinde ABD Türkiye'yi kontrol altında tutmaya devam edebilir."


Abdüllatif Şener, Erdoğan'ın parti kurmadan önce ABD’ye kimlerle gittiğini açıklamıştı.

 

AKP'nin kurucuları arasında yer alan Abdüllatif Şener, Muharrem İnce'nin gündeme getirdiği ve Nasuhi Göngör'ün kitabını referans gösterdiği 'Erdoğan-Gülen görüşmesi' tartışmasına katıldı. Erdoğan'ın AKP'nin kuruluş aşamasının hem öncesinde hemde sonrasına ABD'ye gittiğini ifade eden Şener, ABD'de bulunduğu sırada kimlerle görüşmüştür bu bilgiye sahip değilim. Bu programda yanında başta Abdullah Gül ve Turan Çömez olmak üzere bazı isimler vardı.


Tayyip Erdoğan’ın “Türk Baharı” dediği olaylar zinciri, aslında Tayyip Erdoğan’ın daha Refah Partisi Beyoğlu İlçe Başkanı iken, ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz ile görüşmesi ve CIA’nın önemli şeflerinden Graham Fuller ile temasa geçmesi ile başlamıştı. Tayyip Erdoğan, Amerika’nın Adana Konsolosu Elizabeth Shelton, ABD’nin İstanbul Başkonsolosu Caroline Hagins, ABD Büyükelçilik Müsteşarı Silwer Lawrens ve CIA görevlisi Kenny Bob ile de görüşüyordu!


Erdoğan’ın AKP’yi kurmadan önce 18 Temmuz 2001’de İsrail Büyükelçisi David Sultan ile görüştüğü de basına yansımıştı. Erdoğan’ın “Yeni oluşacak partinin İsrail ve ABD politikalarına asla ters düşmeyeceği” yolunda garanti verdiği da belirtiliyordu..
Abdullah Gül de bir taraftan İngiltere Büyükelçisi Sir David Logan’ı makamında ziyaret ederek parti çalışmaları hakkında bilgi veriyordu!


CIA şefi Graham Fuller de tam o sıralarda artık Kemalizm’in modasının geçtiğini ve Türkiye’nin “Ilımlı İslam” a öncülük etmesi gerektiğini ileri sürüyordu! Fuller, “Fazilet Partisi’ndeki gençlerin baskın çıkacağı ve ’Yenilikçi Hareket’in Ilımlı İslam’a liderlik yapacağı” nı söylüyordu!

 

Tayyip Erdoğan İsrail karşıtı görüntü vererek Müslüman dünyada etkili olmaya çalışıyor.

 

Bu siyaset, Erdoğan'ın Amerika'nın Büyük Ortadoğu Projesi Eşbaşkanı olması nedeniyle öne çıkıyor.

 

Amacı, Müslüman dünyanın İran önderliğinde birleşerek Amerikan karşıtı bir cephe oluşturmasını önlemek.

 

Sünniler "İsrail karşıtı Türkiye varken neden Şii İran'ın yanına gidelim" diyerek Amerikancı kanata yönlendirilecekler.

 

Ancak AKP’nin kuruluş aşamasından beri Amerika’daki Yahudi lobisi ve Yahudi örgütleri AKP için çalışıyor.

 

İşte hikayesi:

 

Tayyip Erdoğan'ı ve Abdullah Gül'ü Amerika'nın Ankara Büyükelçisi Morton Abramowitz keşfetti.

 

Daha doğrusu, bu keşfi Türkiye'deki Yahudi Lobisi yaptı ve keşfettikleri Erdoğan'ı Abramowitz ile tanıştırdılar.

 

O zaman, yani 1992'de, Erdoğan Refah Partisi Beyoğlu İlçe Başkanı idi.

 

Abramowitz, İsrail kökenli bir Yahudi olup, Yahudi Lobisi'ne yakın duran bir diplomat.

 

Abramowitz 15 Ekim 1996'da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Erdoğan'ı makamında ziyaret ederek:

 

“Siz burayı (İstanbul) yönetip yıldızınızı parlatabildiğinize göre, Türkiye için de çok şey yapabilirsiniz” dedi.

 

Amerikancı basın bu konuşmayı reklam etti. Tayyip Erdoğan'ın parlatılması böyle başladı.

 

Abramowitz, Erdoğan'ı makamında sık sık ziyaret etmeye başladı.

 

Erdoğan, Başbakan olması durumunda Amerika'nın her isteğini yerine getireceğine söz verdi.

 

CIA, hiç çekinmeden, açıkça, herkesin ulaşabileceği CIA bağlantılı Rand Corporation'un yayın organında, Ocak 1996'da, Tayyip Erdoğan'ın Başbakan, Abdullah Gül'ün ise Dışişleri Bakanı yapılacağını açıkça yazdı.

 

CIA'nın yan kuruluşu Rand Corporation'un yayın organlarında ve ABD strateji merkezlerinin hazırladıkları raporlarda mealen şöyle deniyordu:

 

"ABD artık ANAP ve DYP gibi partilerle Türkiye'yi kontrol edemez, Fazilet Partisi'nin başına yenilikçi kanadın geçmesi, Tayyip Erdoğan'ın Başbakan, Abdullah Gül'ün de Dışişleri Bakanı olması  halinde ABD Türkiye'yi kontrol altında tutmaya devam edebilir."

 

Bu yazılar, tüm Amerikancılara, büyük sermayeye, tarikatlara bir talimat niteliğinde idi.

 

Bundan sonra Erdoğan'ın jet hızıyla yükselme dönemi başladı.

 

Tayyip Bey önce İl Başkanı, sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı yapılarak Başbakanlığa hazırlandı. ABD, "yürü ya kulum" diyordu.

 

Bu raporları okuyan İşçi Partisi ve Aydınlık Dergisi, halkımıza bu planı haber verdi.

 

(Muhakkak ki diğer partiler de bu yayınları okumuşlardı, ama onların halkımızı bilinçlendirmek gibi bir sorunları yoktu)

 

Aydınlık, 20 Ekim 1996 tarihli sayısında bu olayı kapaktan duyurdu:

 

"Abramowitz, Tayyip'i Erbakan'ın yerine hazırlıyor"

 

Yani, AKP'nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinden 6 yıl önce, Aydınlık Dergisi ve İşçi Partisi, Amerika'nın bu seçimi yaptığını halkımıza duyurdu.

 

O zaman Erbakan Başbakandı. (28 Haziran 1996-30 Haziran 1997 Refahyol Hükümeti)

 

AKP diye bir oluşumun adı bile yoktu. Erdoğan, Refah Partisi üyesi idi.

 

Ancak Erbakan, bu olaya müdahale etmedi. O da Tayyip Erdoğan'a zımnen yol verdi. işte şimdi Türkiye’yi bu üçlü yönetiyor.

 

                              ****

 

Alparslan Türkeş'in doktoru Kaptanoğlu: "Devlet Bahçeli'yle ilgili Türkeş Bey’in yazısı var ‘MİT elemanıdır.’ diye"

 

12 Eylül komisyonuna ifade veren Alparslan Türkeş'in en yakınında bulunan doktoru Selim Kaptanoğlu, MHP'yi karıştıracak iddialarda bulundu. Kaptanoğlu, Türkeş'in Devlet Bahçeli'nin MİT ajanı olduğu

 


12 EYLÜL KOMİSYONUNA İFADE VERDİ

 

Kaptanoğlu, Türkeş'in buna müsaade etmediğini söyledi TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu bünyesindeki 12 Eylül Darbesi Alt Komisyonu'nda bilgisine başvurulan MHP'nin kurucu lideri Alparslan Türkeş'in 3.5 yıl yattığı Mevki Hastanesi'ndeki doktoru Selim Kaptanoğlu, "Türkeş izin verseydi Kenan Evren öldürülecekti" dedi. 12 Eylül sürecinde MHP davasında yargılanan Kaptanoğlu'nun açıklamaları resmi tutanaklara şöyle yansıdı:

 

KENAN EVRENİ ÖLDÜRMEMİZİ İSTİYORSANIZ...

 

İhtilalden sonra 3 tane havacı astsubay hastaneye geldiler. Mürted'deki uçak bakım teknisyeni çocuklar, başkanlarıyla beraber, ülkücü bir teşkilat vardı orada. 'Başbuğ'um, siz Kenan Paşa'yı öldürmemizi istiyorsanız eğer, size bu işkenceyi, şunu, bunu yapıyorlar burada biz onların uçağına bomba koyalım -çünkü bunlar uçağın bakımını yapıyorlar- havada infilak ettirelim isterseniz.' Türkeş müsaade etmedi, 'Yok oğlum, bunların 5'i bir yerde geziyor, bunlara bir şey olursa Haydar Saltık var, o daha berbat' dedi. Onlar da hayatlarını Türkeş'e borçlular yani. Yoksa Alparslan Türkeş için ordu içerisinde ölmeyi göze alan bir sürü insan vardı. Kaçırılma hikâyesi de öyle. Alparslan Türkeş isteseydi hapishaneden kaçardı. Alparslan Türkeş'i yakınındaki bazı arkadaşları yanılttı, "Kenan Evren size bir şey yapmaz. Nurettin Ersin sizin sınıf arkadaşınız." falan gibi. Bence Türkeş teslim olmamalıydı ihtilalde, yanlış yaptı.

 

BAHÇELİ 'MİT AJANI' DİYE YAZDI

 

Özel Kalem Müdürü Hamdi Başçavuş, MİT ajanı. Başbakanlıktayken Özel Kalem Müdürlüğünü yapıyor, MİT ajanı, adam. Ona vermiş mektubu, o da götürüp MİT'e vermiş. İhtilal günü MİT, o tip evrakları çuvallar içerisinde getirip MHP Genel Merkezi'ne koymuş. Türkeş Bey'in şöyle bir şeyi var, sonra ben sordum bunu: 'Başbuğ'um, niye siz hep MİT elamanlarını çalıştırdınız yanınızda?' Şimdiki Genel Başkan hakkında da Türkeş Bey'in yazısı var 'MİT elamanıdır.' diye. O mektubu eve ben götürdüm, Muharrem Şemsek'e. Hastanedeyken yazdı o yazıyı. Muharrem Şemsek'e ben götürdüm. MÇP kurulurken. Şöyle bir fikri vardı: 'Biz MİT ajanı olduğunu bilirsek zarar vermez bize, kontrol altında tutabiliriz. Yabancı bize daha çok zarar verir.' Yani o MİT elemanları MHP'nin hep çok vardı içinde, sızan çok vardı.

 

                                 ****

                           

                                  

1960’lı ve 70’li yıllara damgasını vuran Doğu Perinçek’in liderliğindeki Aydınlık hareketini mercek altına alan kitapta bugün çok farklı noktalarda olan 7 isim yer almaktadır. O tarihlerin hızlı Maocuları’nın neler yaşadıklarına, neden döndüklerine ışık tutan kitap, Cengiz Çandar, Şahin AlpayHalil BerktayOral ÇalışlarGülay GöktürkEthem Sancak ve Büşra Ersanlı’nın anlatımlarından oluşuyor.

 

“2 Ağustos günüydü galiba 2004 yılının… Bir sürü şey anlattı bana. ‘Her şeyin farkındayız, her şeyi izliyoruz’ diye bana güvence vermek istedi. Yanından ayrılırken, ‘Size bir şey soracağım’ dedim, ‘Bu Doğu Perinçek sizin için kimdir’, dedim. ‘Şunun için soruyorum, öyle şeyler anlattınız ki bana birkaç saattir, benim hayal gücümün alamayacağı bilgiler verdiniz. Dolayısıyla, sanıyorum ki aramızda belli bir güven duygusu oluşmuş olmalıdır. Bundan cesaret alarak soruyorum, Doğu Perinçek sizin için nedir? Kimdir? Bunu paylaşır mısınız benimle?’ O da, ‘Cengiz Bey siz bu adamın kim olduğunu çok iyi bilirsiniz’ diye karşılık verdi. ‘Ben biliyorum’, dedim. ‘En azından kuvvetli tahminlerim var. Sadece Türkiye Cumhuriyeti Emniyet İstihbarat Başkanı nezdinde nedir, kimdir? Onu merak ettiğim için soruyorum’ dedim. Kayıtsız ve kendinden gayet emin bir tavırla, ‘JİTEM’in sözleşmeli personeli’ cevabını verdi. ‘Anlamadım’ dedim, bir daha söylesin de, doğru duyduğuma emin olayım diye. ‘Tekrar edeyim’ dedi, ‘üç kelime; JİTEM’in sözleşmeli personeli!’"

 

‘Bildiğimiz bütün adresler basılmıştı’

 

Şa­hin Al­pay Fi­lis­tin gün­le­ri sı­ra­sın­da ölüm­den dön­dü­ğü­nü şöy­le an­la­tı­yor: “Ben ve Fi­lis­ti­n’­de bu­luş­tu­ğum ya­kın ar­ka­daş­la­rım gü­ve­ni­lir bul­mu­yor­duk Do­ğu Pe­rin­çe­k’­i. Ka­rar­lı bir Mao­cu olan İb­ra­him Kay­pak­ka­ya ar­ka­da­şı­mı­zın da Tİ­İKP ile iliş­ki­si­ni ko­par­dı­ğı­nı öğ­ren­miş­tik. Ben ve bir­kaç ar­ka­da­şım İb­ra­him ile bu­luş­mak üze­re Tür­ki­ye­’ye dön­dük. Ni­ye­tim, İb­ra­hi­m’­i uzun so­luk­lu in­şa dö­ne­mi için güç­le­ri ko­ru­ma­ya ik­na et­mek­ti. Fa­kat bu­luş­ma ger­çek­le­şe­me­di. Bil­di­ği­miz bü­tün te­mas ad­res­le­ri ba­sıl­mış­tı. Bu­luş­ma ger­çek­leş­miş ol­say­dı, ha­ya­tım İb­ra­him ile bir­lik­te son bu­la­bi­lir­di­…” (sf. 76)

 

‘Yanlıştan dönmek erdemdir’

 

Ki­tap­ta Şa­hin Al­pay bir “dö­ne­k” ol­du­ğu­nu ka­bul edi­yor, “dö­nek­li­ğim­le if­ti­har edi­yo­ru­m” di­yor ve ne de­mek is­te­di­ği­ni de şöy­le açık­lı­yor: “Dö­nek­li­ğin bir ah­la­ki, bir de fel­se­fi an­la­mı var. Ben ah­la­ki ba­kım­dan her za­man sö­zü­ne sa­dık, gü­ve­ni­lir, dü­rüst, şef­faf ol­ma­ya ça­lış­tım. Ama fel­se­fi ba­kım­dan bir dö­ne­ğim ve dö­nek­li­ğim­le if­ti­har edi­yo­rum. Çün­kü yan­lış­lar­dan dön­mek, bir er­dem­dir. Sö­zün­de dur­ma­mak, sö­zün­den dön­mek an­la­mın­da dö­nek­lik ah­la­ken kö­tü bir şey­dir ama yan­lış fi­kir­ler­den dön­mek, ah­la­ken de er­dem­li­dir, çün­kü baş­ka­la­rı­nın ay­nı yan­lış­la­rı tek­rar­la­ma­la­rı­nı ön­le­ye­bi­lir.” (sf.79)

 

‘Köpük yerine krem kullansınlar’

 

Oral Çalışlar “Maalesef o dönem öyle kabalıklar oluyordu” diye anıyor o günleri ve devam ediyor: “Mesela hiç unutmam Doğu Perinçek tutturmuştu ‘ya bu Nuri Çolakoğlu’yla Muzaffer Tuncağ köpük kullanıyorlar tıraş olurken’ dedi, ‘evet mantıken pratik değeri var ama’ dedi ‘yani niye kullanıyorlar, yani krem kullansınlar köpük yerine, tıraş fırçası ile krem kullansınlar…’ Yani bu kadar abuk sabuk noktalara gelecek kadar hayata müdahale ediliyordu... İnsanların kaç tane zeytin yiyeceğini söyleyip, yenilen zeytinleri sayan adamlar vardı mesela. Yukardan sen öyle yapınca aşağı doğru bu iyice katılaşıyordu. (sf. 131-132)

 

‘Yolda görürsen karşı kaldırıma geç’

 

Çan­dar, Lüb­na­n’­ı terk et­me­den ön­ce Ebu Ha­lid ona hiç unu­ta­ma­ya­ca­ğı bir na­si­hat­te bu­lu­nur. Bu na­si­hat Çan­da­r’­ın ha­ya­tı bo­yun­ca ku­la­ğı­na kü­pe ola­cak­tır : Ar­tık bir­bi­ri­mi­zi gör­me­ye­bi­li­riz. Sen şim­di gi­di­yor­sun, ola ki af çı­kar ül­ken­de, ül­ke­ne dön­me im­kâ­nın olur, sa­kın de­di bir dö­nem be­ra­ber ol­du­ğun ör­güt­le hiç­bir iliş­ki kur­ma. Do­ğu Pe­rin­çe­k’­ten uzak dur. Hat­ta ‘Gör­dü­ğün za­man kar­şı kal­dı­rı­ma ge­ç’ de­di. ‘Ni­ye­’, de­dim ben de. ‘Po­li­se in­ti­sap et­miş ola­bi­lir­ler de onun içi­n’, ce­va­bı­nı ver­di. ‘Na­sıl ya­ni?’ di­ye sor­dum. ‘Sen yaz­dı­ğın ra­por­lar­da ba­na an­lat­tı­ğı­na gö­re, hep­si ko­nuş­muş bun­la­rın po­lis­te...’ (sf.53)

 

                                                            

 

 

                                                                    

 

Etiketler
  Bu haber 5748 defa okunmuştur.   Editör: Haber merkezi   Kaynak: Welg medya haber

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

  FACEBOOK YORUM Yorum

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım