Gazeteci Alican Uludağ AYM’ye Başvurdu: “Tutuklama Zincirleme Hak İhlali”
Tarih: 02-04-2026 08:24:56WELG | Ankara – “Cumhurbaşkanına alenen hakaret” suçlamasıyla tutuklanan DW Türkçe muhabiri Alican Uludağ, avukatları aracılığıyla Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulundu. Başvuruda, tutuklama sürecinin birden fazla temel hakkı “zincirleme şekilde ihlal ettiği” savunuldu.
“Birden Fazla Temel Hak İhlal Edildi”
20 Şubat’ta tutuklanan Uludağ’ın başvurusunda, Anayasa’nın 19’uncu maddesinde düzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkı, 26’ncı maddesindeki ifade özgürlüğü ve 28’inci maddesindeki basın özgürlüğünün ihlal edildiği belirtildi. Ayrıca etkili başvuru hakkı ile adil yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin de ihlal edildiği ifade edildi.
Başvuruda, Uludağ’ın 18 yıllık yargı muhabiri olduğu ve sosyal medya paylaşımlarının gazetecilik faaliyeti kapsamında değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
“Yetki Tartışması: İstanbul Savcılığı Yetkisiz”
Dilekçede, soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yer bakımından yetkisiz olduğu ileri sürüldü. Uludağ’ın Ankara’da ikamet ettiği ve paylaşımlarını buradan yaptığı belirtilerek, İstanbul’daki savcılığın yetkisinin hukuka aykırı olduğu savunuldu.
İstanbul 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin dosya hakkında verdiği “yetkisizlik” kararının da bu iddiayı desteklediği ifade edildi.
“Tutuklama Şartları Oluşmadı”
Başvuruda, Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre tutuklama için gerekli olan kuvvetli suç şüphesi ve somut tutuklama nedenlerinin bulunmadığı belirtildi. Uludağ’ın sabit ikamet sahibi olduğu, mesleği gereği düzenli olarak adliyelerde bulunduğu ve daha önce tüm ifade çağrılarına uyduğu hatırlatılarak kaçma şüphesinin “soyut ve keyfi” olduğu savunuldu.
Ayrıca dosyada yer alan tek delilin sosyal medya paylaşımları olduğu ve bunların kamuya açık olduğu belirtilerek delil karartma ihtimalinin bulunmadığı vurgulandı.
“Ölçülülük ve Masumiyet Karinesi İhlal Edildi”
Başvuruda, tutuklamanın ölçülülük ilkesine aykırı olduğu ifade edilerek, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması kapsamında tutuklamayı gerektirecek bir durumun bulunmadığı belirtildi. Olası bir mahkûmiyet halinde dahi cezaevinde kalmanın düşük ihtimal olduğu vurgulanarak, tutuklamanın orantısız olduğu savunuldu.
Uludağ’ın kesinleşmiş bir mahkûmiyeti bulunmadığı halde özgürlüğünden yoksun bırakılmasının masumiyet karinesini ihlal ettiği de dilekçede yer aldı.
“İfade ve Basın Özgürlüğüne Müdahale”
Başvuruda, Uludağ’ın paylaşımlarının siyasi eleştiri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve ifade özgürlüğü koruması altında olduğu belirtildi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin benzer kararlarına atıf yapılarak, kamu gücünü kullanan kişilere yönelik eleştirilerin daha geniş bir koruma alanına sahip olduğu hatırlatıldı.
TCK 299’un uygulanmasının ifade ve basın özgürlüğüyle bağdaşmadığı ve bu kapsamda verilen tutuklama kararının demokratik toplum düzenine uygun olmadığı savunuldu.
“Mahkeme Kararları Gerekçesiz”
Başvuruda ayrıca, tutuklama kararları ile itirazın reddine ilişkin mahkeme kararlarının somut ve yeterli gerekçeler içermediği ileri sürüldü. Kararların “basmakalıp ifadelerden ibaret olduğu” belirtilerek, bunun adil yargılanma hakkı ve etkili başvuru hakkını ihlal ettiği ifade edildi.
AYM’den Tahliye ve Öncelik Talebi
Başvurunun sonuç bölümünde, Anayasa Mahkemesi’nden hak ihlali tespiti yapılması ve Uludağ’ın tahliyesine karar verilmesi talep edildi. Ayrıca dosyanın gazetecilik faaliyetiyle ilgili olması nedeniyle öncelikli olarak incelenmesi istendi.
@welgmedya.com




























