HDP'li Hüda Kaya: Türkiye’de 100 bin siyasi mahpus var!

 Tarih: 24-08-2018 06:52:24   Güncelleme: 24-08-2018 10:13:24
HDP'li Hüda Kaya: Türkiye’de 100 bin siyasi mahpus var!
Hüda Kaya, 7 Haziran 2015’ten bu yana HDP İstanbul Milletvekilli. Türkiye, onu başörtüsüne özgürlük mücadelesiyle tanıdı. Demokrasi ve insan hakları mücadelesiyle toplumda saygınlık kazandı.

Ahmer Külsoy

 

1960 yılında İstanbul’da, Boyabatlı işçi bir ailenin kızı olarak dünyaya geldi. Gültepe İlkokulu’nda okudu. 12 Eylül öncesi sağcılar arasında yer aldı.

 

Tefsir, insan hakları, sosyal kültürel radyo programları çalışmalarının yanı sıra başörtüsü yasağına karşı çeşitli alanlarda mücadele yürüttü. Farklı dergilerde ve Selam gazetesinde yazılar yazdı. 1998’de başörtüsü eylemlerinin devam ettiği günlerde, yolda yürürken gözaltına alındı.

 

“Ulusal Bir Heyecan Gecesi ve Başörtüsü” başlıklı yazısı sebebiyle tutuklandı. O sırada 13 yaşında olan oğlu Muhammed Cihad da Malatya’nın en kalabalık yerlerinden biri olan Akpınar Meydanı’nda silah zoru ile gözaltına alındı.

Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde, “düşünce suçu” olarak bilinen 312. maddeden yargılandılar. Hüda Kaya bu davadan 20 ay ceza aldı ve yattı.

 

Hüda Hanım, kamuoyunun gündemine yerel seçimlerin sonbaharda yapılacağı yönünde kulis haberleri düştü. İstanbul için yol haritanız var mı, nasıl hazırlanıyorsunuz, sol-sosyalistlerle ittifak düşünüyor musunuz?

 

24 Haziran öncesinde meclis tatile girdi. Başkanlık seçimi, yemin törenleri, ardından 1 Ekim’e kadar tatil devam ediyor. HDP milletvekilleri ve üst kurullar çalışıyor. Yerel seçimler dahil tüm stratejik kararlar burada alına

cak. Bununla birlikte halkımızın talep ve yönelimleri mutlaka dikkate alınmalı. En son MYK’da ne konuşuldu bilmiyorum. Yerel seçimlerin öne çekilmesi kuvvetle muhtemel. Benim şahsi görüşüm, her parti kendi adayı ile seçime girmeli.

Bu görüşümü Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de dile getirdim. Her parti kendi adayı ile seçimlere girseydi bu kepazelik olmazdı. İttifak sadece HDP’nin sorunu değil, karşı tarafların yaklaşımına da bağlı. İttifak nasıl olacak? Bizim gösterdiğimiz adayı, ismi karşı taraf kabul edecek mi, tabanı içine sindirebilecek mi? Karşı tarafın adayını bizim tabanımız kabul eder mi, sindirebilir mi? Ortak konsensüs çok önemli. Burada bizim HDP olarak dikkat etmemiz gereken nokta, tabanın talep, eğilim ve yönelimleridir.

 

Siz HDP belediye başkan adaylarını ön seçimle mi, merkez yoklaması ile mi yapmayı düşünüyorsunuz?

 

Ben geldiğimden beri ön seçim yapılmadı. Toplum ve siyasi partiler olup bitenleri çekirdek çitleyerek izliyor. Aktif demokratik muhalefete ihtiyaç yok mu? Ülkemizde evinde televizyon izleyen insanlar açısından baktığımızda, HDP diye bir partinin varlığından habersizler. Terörize edilerek başkanları, milletvekilleri, üyeleri gözaltına alınmış, hapsedilmişler ya da hedef gösteriliyorlar.

 

Tekçi, sansürcü medyanın sayfalarında HDP’ye karşı algı oluşturulduğunda yer alıyoruz. Seçim sonrası yaz rehaveti ortamındayız. Yerelde yapılan işler var ama görünür olmuyor. Tabii HDP’nin mazereti olmamalı. Birçok milletvekili birbirini tanımıyor, Meclis kapalı, bir araya gelemedik.

 

Sayın Selahattin Demirtaş HDP’nin bugünkü yönetimini eleştirerek “sahaya inin” çağrısında bulundu. Bu açıklamayı nasıl okuyorsunuz?

Sayın Selahattin Demirtaş’ın eleştirisini pozitif manada değerlendiriyorum. Yıllarca partinin her kademesinde görev ve mücadele yürütmüş, em

ek vermiş bir insanın eleştirilerine kulak kabartmak zorundayız. Eli kolu bağlı, zindanda eleştiri yapmasından doğal ne olabilir? Eleştirileri dikkate alınıp değerlendirilmelidir. HDP, farklı renkleri, kimlikleri temsil etmesiyle iftihar ettiğimiz partidir. Elbette her temsiliyetin rengi, kendi orijinal dili, yaklaşımı olacaktır, olmalıdır da.

Hüda Kaya

 

Türkiye’nin siyasi fotoğrafını çeker misiniz?

 

Türkiye’de 100 bin insan düşüncesini açıkladığı için, sosyal medyada iktidarı eleştirdiği için, ‘tweet attığı’ için mahpusta. “Barış için imza” verdiği için mahpusta. İnsanlar aylardır duruşmalara çıkartılmıyor. Bu insanlar mesleklerinden atılmış, eşleri çocukları bir ekmeğe muhtaç hale gelmiş. Bu fotoğraf ‘flu’ değil, siyah. Bir an önce ‘iyileştirme programı’ uygulanmalı. Nefret, ötekileştirme dillerinden vazgeçilmeli. Düşünce, yazma, konuşma bağlamında kim olursa olsun insanların iradesi, vicdanı, şahsiyeti olması gerekir. Eleştiri hakkına sahip olması gerekir. İnsanı insan yapan eleştiri hakkıdır. Bu hak özgürce, serbestçe kullanılmalı. Bunların gerçekleşmesi gerekiyor.

 

Müslüman bir kadın olarak, okuduğum kitaba baktığım zaman bu hakkın insanlara ait olduğunu gördüm. Allah, kendini sevenin de sevmeyenin de rızkını veriyor. Allah, kendine inanana da inanmayana da yaşam hakkı veriyor, imkân veriyor, nimet veriyor. Kaldı ki, kendisine muhalif olanlara konuşma hakkı veriyor. Musa ile Firavun arasındaki konuşmada net bir şekilde ortaya koyuyor. Allah, kendisini eleştirenlere yasak getirmiyor, yasak koymuyor.

 

İnanmıyorsan da eleştirebiliyorsun, tartışabiliyorsun. Allah düşünceyi yasaklamıyor, önünü açıyor. Allah diyor ki, “Çıkın söyleyin görüşünüzü, düşüncenizi.” Allah, eleştiriyi teşvik ediyor. Ayetlerde bu söylediklerim çok açık seçik var. Yaratıcı bile bunun önünü kesmiyor. Bu ‘yaratılan’ kim oluyor ki, kendisini ve kurumlarını “dokunulmaz, eleştirilemez, söz söylenemez” hale getirip kutsayabiliyor? Böyle bir anlayış olamaz, böyle akıl, vicdan olamaz! Bu, toplumları çürütür, toplum çürüdü.

 

Siyasal, toplumsal, ekonomik her türlü krizden, değerlerin çürümüşlüğünden kurtulmak için insana layık olduğu değerin verilmesi, “insan olmak” düşüncesinin ortaya koyulması gerek. İnsan olmak, aklını kullanabilmek demektir. İnsanın aklını kullanması, düşünmesi engelleniyorsa insani değerler yok ediliyor demektir. İnsan olmak düşünmektir, sorgulamaktır. Eleştirinin yolu açılırsa insanca yaşamanın yolu da açılıyor demektir, krizin bitmesi demektir. Nefret dili, savaş dili acilen terk edilmeli, kullanılmamalı."

Hüda Kaya

 

Flormar işçisi kadınlar hâlâ direniyor. Sizce soldan, HDP’den beklenen desteği aldılar mı? Destek demek, sadece oraya gidip “yanınızdayız” mı demektir, başka destek yolu yok mu?

 

Sadece Flormar işçileri değil Zeytinburnu Belediyesi’nden atılan işçi kardeşlerimiz de direniyor. Türkiye’nin her tarafında iradesiyle tercih ederek örgütlenmek, kurumsal yapısıyla ilişki kurmak isteyenler tehlikeli sayılıyor, sistem içerisinde diskalifiye edilmeye çalışılıyor. Flormar kadın işçilerinin başına gelenler örgütlenmelerinden kaynaklanıyor. Kapitalist sistem içerisinde işçilerin örgütlenmesi sermaye ve patronlar için “risk” olarak görülüyor.

 

Bildiğim kadarıyla 7 Haziran’dan bugüne dek HDP çatısı altında aktif siyaset yapıyorsunuz. İnsanız, istemeyerek bazı siyasi olayları öngöremediğimiz olur, yanlış yaparız. Sizce HDP’nin siyasi yanlışları oldu mu, lütfen açık olur musunuz?

 

Elbette yanlışlarımız oldu, oluyor da. Kendimizi eleştiri süzgecinden geçiriyoruz. Muhataplarımız olsun, halkımız olsun eleştirilerimi paylaşıyorum. Bu eleştirileri yaparken amacım gündem oluşturmak değil. Eleştirilerimi gerekli yerlere yöneltiyorum. Çok şiddetli eleştirilerim oldu. HDP’nin tabanı diğer partilerden çok farklı. Politik bilinçleri ve öngörüleri çoğu zaman HDP’nin önünde.

“Halkımız politik olarak HDP’nin önünde” mi diyorsunuz?

Evet. Akıl ve öngörüleri çoğu zaman bizden çok ileride. Tartışıyorlar, soruyorlar, bizim göremediğimiz noktalara parmak basıyorlar. Bu noktada parti olarak şanslıyız. Yanlışlarımızı, eksiklerimizi söylüyorlar. Bizim diğer partilerden farklılığımızın göstergesi bu. Çok ciddi anlamda bedel ödemiş, ödemeye devam eden bir kitlenin temsilcisi olmak kolay değil.

Hüda Kaya

 

Okulların açılmasına az zaman kaldı. Eğitim-Sen, eğitimde dinselleşmeye ve zorunlu din dersleri okutulmasına dikkat çekiyor. Bu konuda ne söylemek istersiniz?

 

Gayet net bir duruşumuz olması gerekiyor. Hiçbir inanç, hiçbir mezhep, hiçbir düşünce diğerlerine tahakküm etme, kendinden olmayana kendi zihniyetini dayatma hakkına sahip değil. Hangi mezhep, inanç olursa olsun, herkes neye inanıyorsa tercih ettiği şekilde evlatlarını yetiştirme hakkına sahip olmalı. Dil olarak, inanç olarak, gelenek olarak bunun aksini “tekçiliği, merkeziyetçiliği” getiriyorlar önümüze. Tek dil ve tek inanç; renkliliği, farklılıkları asimile etmenin yolunu açıyor. Bunun sonu yok. Kim başa geçerse geçsin tahakküm hakkını elde ediyor.

 

Bu sadece milli eğitimin sorunu değil. Birkaç yıl önce bu sorunları mecliste tartışabiliyorduk. Bugün geldiğimiz noktada tartışamıyoruz. Vahim bir sistem sorunu ile karşı karşıyayız. Üç sene önce tartıştığımız zorunlu din dersleri vahametinden daha kötü durumdayız. Bugün ben bir Müslüman olarak da şikayetçiyim. Hiçbir şekilde bu iktidarın ‘Yezitçi’ anlayışını hakim olduğu okulda torunuma dayatmasını istemiyorum. Ben kabul etmiyorum. Bu sadece Alevilerin değil hepimizin sorunu.

 

Temelde bütünü görerek mücadele etmeliyiz. Zorunlu din dersi olamaz. Şu anda eğitim sistemi tepeden tırnağa çok vahim durumda. Milyonlarca sorunla karşı karşıyayız. Ben de istemiyorum çocuğuma dayatılarak öğretilecek şeyleri. Toplum değerini kaybetti, insan vicdanını kaybetti, şu anda toplumda insan kalabilme mücadelesi veriyoruz.

 

Tahir Elçi’nin katil/katilleri, zanlıları bulunamadı. Her alanda sessizlik olduğu gibi Tahir Elçi cinayetinin aydınlatılması için de demokratik mücadele yok. Ne söylersiniz?

 

Tahir Elçi, Hrant Dink, Roboski’de çoğu çocuk otuz dört insanın bombalanarak katledilmesi, Ankara ve Suruç patlamalarında kaybettiğimiz canlar, Cizre vahşetleri ve hafızamda pek çok acı bırakan nice katliamların üstü örtülmeye çalışılıyor. Ülkemizde çok ciddi bir çürüme yaşanmaktadır. Vebali sadece Türkiye demokrasi güçlerine yüklemek doğru değil.

KAYNAK:AHVAL

  Bu haber 9375 defa okunmuştur.   Editör: Haber merkezi   Kaynak: AHVAL

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

  FACEBOOK YORUM Yorum

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım