Yüksel Direnişi’nin Faşizme karşı direnen yüzüdür, Nazan Bozkurt

 Tarih: 13-05-2020 11:55:45
 Yüksel Direnişi’nin Faşizme karşı direnen yüzüdür, Nazan Bozkurt
Yüksel Direnişi’nin Faşizme karşı direnen yüzü “İşimi geri istiyorum” diyen kamu emekçilerinin senbolüdür, Nazan Bozkurt.

OHAL KHK’leri ile ihraçlara karşı Ankara Yüksel Caddesinin haykıran sesi  Nazan, kaç sefer yerlerde sürüklendi, işkence gördü hakarete uğradı ama sumadı. Faşizmin zulmüne karsı tek kişilik bir ordudur, Nazan Bozkurt.

Nazan Bozkurdun yaşadıklarıyla ilgili bir yazı kaleme aldı şimdi ondan dinliyelim.

Herkes uğradığı haksızlığa bir şekilde tepki verir. Kimisi ağlar, kimisi öfkelenir, kimisi hüznünü ve öfkesini eyleme dönüştürür. Kimisi içine kapanır, kimisi de konudan tamamen uzaklaşarak kafasını boşaltmaya çalışır. Ancak, direnmeyi seçenin verdiği mücadele biçimine göre en başta yakın çevresinin 'koruma' girişimli tepkileri, zulmün kendisinden fazla olabiliyor bazen. Örnek vermek gerekirse Yüksel'e her gittiğimde evden çıkarken annem bana ''gitme gitme, bugün de gitme'' der. Ya da ''tamam anlıyoruz hakkını arıyorsun ama her gün de gidilmez, seni sürüklüyorlar'' şeklinde tepkiler alıyorum. En son aşama da ''sen enayi misin, diğerleri nerde'' oluyor. Hayır, yerde sürüklenmek enayilik değil, bir bedeli göze almaktır. En tiksindiğim şeylerden biri yerde sürüklenmek iken bunu göze aldığımı göstererek bir şey anlatmaya çalışıyorum: Hayır üstümün kirlenmesi mesele değil, bir kadın olarak yerlere atılmak, sırtımı açmaları da artık mesele değil, bütün bunların çok üstünde bir şey var, anlamıyor musunuz: HAKLI OLMAK.

Haklı olan kişinin hakkı için yaşadığı ızdırabı dindirememek bazılarında ters etkiler yaratıyor

Haklı olan kişinin hakkı için yaşadığı ızdırabı dindirememek bazılarında ters etkiler yaratıyor. Artık bir süre sonra tüm suçu o kişiye atmaya başlıyorlar. Hele ki haklının ödediği bedel, can vermekse, ve buna engel olunamışsa iş artık ''neden öldün ki sende ölüm orucu yapmasaydın'' boyutuna varıyor. Şayet haksızlığa uğramış olan kişi, evde oturup ağlamayı tercih edince ''sen de yapma, ağlama, böyle mücadele edilmez'' demiyorlar asla. Çünkü gerçekte kişinin ağlaması da, ölmesi de onların umrunda değil. Tek fark; ölen kişi, onlara bir vebal yükleyerek gittiği için suç atacak insan arıyorlar.

 Biz ölüm orucuna giren kişiye değil, O'na ölüm orucu yaptıranlara iki kelam edebiliyoruz.

Mustafa, adaletsiz bir biçimde yargılanırken kalem oynatmayanlar, Mustafa açlık grevine başladığında sesini duymayanlar, Mustafa ölüm orucuna başladığında ise mızıldanmaya başlayanlar, Mustafa öldükten sonra doğrudan O'nu suçlayamadıkları için bir eylem biçimi olarak ölüm orucuna saldırıyorlar. Nasıl olup da bir sanatçının konser vermesi yasaklanır diye zahmet buyurup tek satır yazmayanlar, o sanatçı ölüm orucuna girdiğinde ''çağ dışı bir eylem'' deme cüretini bu yüzden gösteriyorlar.

Bir arkadaş yazmıştı; ''evet ölüm orucuna ben de karşıyım, Helin ölüm orucuna girmeseydi de yaşasaydı keşke.. Hüseyin de gitmeseydi Kerbela'ya, öleceğini bilmiyor muydu..'' Biz de karşıyız en kıymetlilerimizin ölmesine. Fakat esas çelişkimizin düzenle olduğunu asla unutmuyoruz. Aramızdaki en temel fark; biz ölüm orucuna giren kişiye değil, O'na ölüm orucu yaptıranlara iki kelam edebiliyoruz.

Zulüm sahipleri tam karşımızda dururken zulme uğrayanın buna verdiği tepkiyi magazin malzemesi yapamazsınız. Kişinin gösterdiği bu büyük iradeye laf söylemek, o kişiye edilmiş en büyük hakarettir.

Ne ölüm orucunda hayatını kaybedenler, ne de 15 bin askerin karşısına 73 kişiyle çıkan İmam Hüseyin, sizden akılsız değildi!

Size bir şey anlatmak istediler ve siz bal gibi de anladınız.

Biz de bal gibi biliyoruz ki asla yapamayacağınız şeyleri yapanlar, sizin basiretsizliğini ortaya koyduğu içindir bu öfkeniz. İnsan, bükemediği bileği öpmelidir. Yapamadığını yapana saygı duymalıdır. Geri kalan 'teknik kısımlar' bunun yanında talidir. Her şey tartışmaya açıktır. Fakat bir kişi ölüm orucuna girmişse o saatten sonra yapılacak olan, O'na destek olup yaşamasını sağlamaktır. Çünkü belli ki O kararından dönmeyecektir.

Ya siz; ölüm orucuna giren kişiyi yaşatmak için siz ne kadar kararlısınız, ondan haber verin.

Gerisi laf-ı güzaf!

  Bu haber 2859 defa okunmuştur.   Editör: haber merkezi   Kaynak: welg medya

  YORUMLAR 0 Yorum YORUM YAP

  FACEBOOK YORUM Yorum

  BİZİ TAKİP EDİN

  • ÇOK OKUNANLAR

      SON YORUMLAR

    PUAN DURUMU

    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Takım O G M B A Y P AV
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
    Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım